Bu aralar TV’de çok karşımıza çıkıyorlar. Çok eski bir teknik kullanıyorlar. Zahmetli ama ucuz. Hani şu usta fotoğrafçıların kullandığı teknik. “Pinhole” Tekniği. Adanalı lise öğrencilerinin ‘pinhole’ tekniğiyle çektiği fotoğraflar İstanbul Modern’de sergileniyor. Gençler, dijital çağda unutulan bir gerçeğin de altını çiziyor: Fotoğrafı makine değil insan çeker!
Bunlar kendi yaptıkları makinelerle çekilmiş. Ne kadar güzel değil mi? Hiç kimseye yük olmadan, pahalı markalı bilmem kaç megapiksel , bilmem kaç mb’lık dijital fotoğraf makineleriyle yarışmak! Hem de objektif olarak bakıldığında onlardan daha iyi bir komposizyon oluşturmak. İşte insan olmak budur ve Adana’lı 33 bir de öğretmenleri bunu başarmışlar. İnsan geçinmemişler insan olmuşlar! Ve takdiri hak eden diğer bir kurum oda Eczacıbaşı. İlgilenmişler sergide yardımcı olmuşlar. Böyle şirketler arttıkça ülkemizde “erdemli insan” sayısıda artacakdır. Şimdi bu hiç bir maliyeti olmayan sadece istek, sabır ve yol gösterici gerek “iğne deliği” tekniğini tüm Türkiye’ye yaymak! Ne kadar güzel olurdu. Hakkari Yüksekova’dan gelen böcekli değil çiçekli! Manavgattan gelen güzel doğa fotoğrafları! İç Anadolu’dan gelen sarı buğdayın sıcaklığı! Karadenizden gelen o yağmurun, insanın içini hoş eden havanın kokusu! Ege’den gelen Efe fotoğrafları ! Bursa’dan camiler Malatya’dan kayısılar! Düşünün hepsini düşünün ve hayal edin hepsi tek bir karede ve siyah beyaz! Renkleri siz kondurun diye! Eminim iki renk koyacaksınız o fotoğrafa ve bu çıkacak ortaya!

E.Ece
Öncelikle Teknozat ailesine selamlar! Bu benim ilk yazım ve umarım son olmaz
Konu seçmekte kararsız kaldım. Ve herkesi ilgilendirebilecek birşey seçmeye karar verdim. Oda tabiki geceleri PC’yi kapatmamıza kadar önemli olan PC’den gelen sesler!
Kim var orada?
Gerçekten bilgisayarın içinde ses yapan bizi bu kadar rahatsız eden parçalar hangileridir. Ve neden ses yaparlar? Öncelikle en çok ses yapan parçaları sıralayalım.
FANLAR
Şimdi en çok karşılaşılan sorun olan fanlar ile başlayalım. Fanların çalışma mantığını hepimiz biliriz. Fanın içinde dönen bir motor ve ona takılmış özel dizaynlı pervane vardır. Amacı çalışan parçaları doğrudan soğutmak yada ısıyı çeken bakır yada alüminyum tabakaları soğutmaktır. Peki böyle güzel bir amaca çalışan fanlar neden ses yapar? En çok karşılaşılan sorun toplama olarak alınan fanların maliyet yüzünden uyduruk olmasıdır. Çalışan her fan ses çıkartır ama miktarı önemlidir. Bu sesin sebebi fanın pervanelerinde dönen havadır. Ne kadar iyi dizayn edilirse dengesi o kadar zor bozulur. Peki dengesi bozulan fan nasıl tamir edilir. Bu tamiri elle yapmak çok zordur çünkü milimetrenin önemi vardır. Yani yeni bir fan
almak sorunu çözebilir. Üzgünüm ama durum böyle. Sebebin fan olduğunu bulmak sorunu çözmeyebilir. Çünkü PC’de en az 2 fan vardır.
Hard-Disk
Evet bir de bu var ! En dikkatli olmanız gereken parça. Çok önemli belgeleriniz varsa bunun değerini daha iyi anlarsınız. Hard-Disk ses çıkartıyor diye kesinlikle kasaya vurmayın çünkü bilgisayar çalışırken Hard-Disk den sürekli veri okunup veri yazılır. Ve eğer siz kasaya vurursanız ses kesilir ama Hard-Disk zarar gelir. Bir olmaz iki olmaz ama üçüncüde üniversite teziniz veya dönem ödeviniz hayal olabilir
Kasaya vurmak yok !Hard-Disk ses çıkartınca ne yapmalı benim önerim hard-diski kurtarmak yerine önce verilerinizi yedeklemeye bakın. Çünkü çalıştıkça daha da bozulabilir. Hard-Disk eski ise ses çıkartması normal sayılabilir. Rahatsız etmedikçe kullanabilirsiniz.
CD-ROM , DVD-ROM
En çok kullanılan parçalardan. Bunların seside çok gıcık olur. Motor gibidir Öyle bir efekt verir ki;bazen kasa havalanacak gibi olur. :) Bunların ses çıkartmasının sebebi de kasanın tabanının yere parelel olmaması olabilir. Yani kasanın altına kablo falan girmişse dvd-rom veya cd-rom ses çıkartabilir. Yada çizik CD-Dvd koymuşsanız normalden fazla ses çıkartabilir. gelelim en çok karşıma çıkan sebebe. Herkes bilmez ama DVD ve CD-ROM unda bir ömrü vardır. Bu sayı okuma ve yazma sayısıdır. Modele göre değişen bu sayıyı yıla vurursak normal kullanıcı için ortalama 2 yıldır. 2 yıldan sonra ses artmaya başlar. Çok kullanırsanız bu süre kısalır. En iyi çözüm değiştirmek
Disket
Artık fazla kullanılmayan ama sese sebep olan parçalardan birisi disket sürücüsü. Bunun sesi kulağa tanıdık gelir anlaşılır zaten. Eski teknolojidir evdeki disket sürücüleri zaten. Çözüm: Cd-rom’ a geçin :DKullanmıyorsanız çıkartın kabloları gitsin!
Hoparlör
Sesleri duymamızı sağlayan bu alet malesef bazen istemediğimiz sesleride verebiliyor. Sesin türüne göre sebep değişebiliyor. Mesela gidip gelen hafif gidip gelen ses var ise bu ses kartının yada dahili kartın driver(sürücüsünün) doğru yüklenmemesi yüzünden yada destkelenmeyen Direxctin yüklenmesinden olabilir. Çözüm doğru sürücüyü yükleyin ve Direxcte dikkat edin.
Şimdilik bu kadar! Umarım yararlı bir yazı olmuştur. Farklı bir probleminiz varsa yazın lütfen.
Slmlar, öncelikle sürç-ü lisan filan edersek öyle hemen bu ne cahillik bu ne kendini bilmezlik demeyin diye söylüyorum bu benim İLK YAZIM.
(mutluyum tabii)
İlk yazımı hangi kategoriye yazayım diye düşünüp başlıklara bakarken kategorilerden birisi birden çok cazip geldi: İNTERNET.Dertliyim arkadaşlar, her ay malum ücretler verip binbir cefayı çekerek bağlandığım sanal alemde gönlümce dolaşamamak deli ediyor beni. Bilmem kaç aydır saçma düşüncelerle, mantıksız yöntemlerle kapatılan YouTube’un, açılacağını ümid ettiğimiz günün hayaliyle kendimizi teselli ederken birden o can sıkıcı ekranda bilmem hangi ağır resimli, soğuk isimli ikinci mahkemenin kararıyla tekrar kapatıldığını öğrenmiş bulunmaktayım. Bu gerçekten yıkıcı bir müdahele oldu. Kalbimiz kırıldı bir nevi. Sorumluları kendi vicdanlarıyla başbaşa bırakıyorum.
Şimdi madem YouTube’u bu kadar seviyorsun, kapandığı için bu kadar satır bu kadar kelimeyle başımızı ağrıtacak kadar yazı yazıyorsun neden ayarları değiştirerek, proxylerle girip izle diyenleriniz olabilir. Emin olun izliyorum. Ama ben kendi dns ayarlarımla, kendi sunucumla, kendi ülkemin internetinin hızıyla bağlanmak ve videolarımı o şekilde izlemek istiyorum.Umarım bu çok geç olmaz.
Sorumluları tekrar kendi vicdan muhasebelerine davet ederken, siz sabreden bana katlanan okuyucularımada teşekkür ediyorum. Slmlar…
(umarım ilk yazı için güzel olmuştur)
Domize.com ajax altyapısına sahip bir domain arama motoru. Daha siz yazmaya başlar başlamaz arama sonuçları listeleniyor. Godaddy, yada isimtescilden çok daha pratik bence. Aklınızda bir proje var ve domain varyasyonları arasında sörf yapmak istiyorsanız çok pratik bir web uygulaması.
Internet Explorer, Firefox ile rakipliği devam ederken Firefox 3′ün çıkmasıyla yeni bir atılım yapmış. Internet Explorer 7 ile Firefox’daki bir sürü özelliği alan Microsoft, Internet Explorer 8 ile :
- IE 7′den çok daha hızlıymış,
- Eğer sitelerde yanlış gösterim olursa “Emulate IE7″ diye bir buton varmış.
- Bir de WebSlices denilen bir özellik çıkmış. Dilim dilim gosteriyor sanırım. Vista’daki pencerleri araç çubuğunda gösterilmesi gibi bir özellik. Firefox’da aynısını bir eklenti ile yapılabiliniyor.
Değerlendirmek size kalmış.
İndirmeden önce:
İşte birkaç tane windows ta kopyala yapıştır işlerini hızlandırmak için hazırlanmış uygulama. Büyük dosyaların kopyalanması sırasında bilgisayarınız çok yavaş davranıyorsa işinize yarayabilir. Lafı hiç uzatmadan linkleri vereyim.
1- FastCopy
2- TeraCopy
3- CopyHandler
4- SuperCopier
5- Total Copy
6- BurstCopy
7- CopyFaster
Şahsen iç işim olmaz bu programlarla. Bilgisayara olabildiğince az program kurmaya çalışıyorum ve hızı da hiç fena sayılmaz. Belki de anahtar nokta budur. ![]()
Tasarımını ya da sadece renklerini çok beğendiğiniz, esinlendiğiniz siteler olabilir. Ve bu sitelerin renklerine en yakın rekleri tutturabilmek için çabalarsınız. Özellikle de resimlerin renkerini bulmak zordur. Normal renkleri hiç olmazsa kaynak koduna bakarak bulabilirsiniz. Ama artık bu işin kolay yolu var. Şu siteye girin ve renk kodlarını almak istediğiniz sitenin adresini yazın. Bu kadar!
Pdf, bildiğimiz üzere en çok kullanılan dosya formatlarından biridir. Bunun popüler olması da okuyan kesimden değil de daha çok yazan kesimden kaynaklanıyor. Çünkü bir yazıyı yazan yada e-kitap çıkaran insan emeğinin çalınmaması, kopyalama ve dağıtma yapılmaması için güvenli, şifreleme yeteneği gelişmiş bir format tercih ediyor. Bu da bildiğiniz üzere word’ün doc formatı değil de pdf oluyor.
Tabi bunu düşünen yazar kesimin tam tersini düşünen okurlar da var ve hiç boş durmuyorlar. Pdf deki şifre ve engellemelleri kaldıran programlar ve uygulamalar geliştiriyorlar.
Bunlardan birisi PDF Unlockerdiye ücretsiz bir program. Diğeri ise hiç program kurmadan bu olanağı sağlayan çevrimiçi, online, bir hizmet; PDF Cracker.
Başlık biraz saçma oldu aslında, blogcular için twitter ın faydaları… Saçmalığı twitter’ın başlı başına bir bloglama platformu olmasından kaynaklanıyor. Neden değiştirmedim başlığı, birincisi çok kısa oluyordu “twitter ın faydaları”, ikincisi ise anlatacaklarım gerçek anlamda kendi bloguna sahip insanları ilgilendiriyor. Neyse bilmeyenler için tekrarlamış olduk. Evet, twitter insanların anlık anlık his ve hareketlerini kısa kısa yazabildikleri bir online günlük.
Uluslararası anlamda düşündüğümüzde bazı zeki insanlar bu platformu servet yapmak için kullanabiliyorlar. Örneğin onlardan biri öncelikle binlerce follower, mürid, toplayarak twitter ı bir pazarlama platformu olarak kullanabiliyor. Bir ürünün milyonlarca satmasını sağlayabiliryor.
Diğer bir akıllı insan, follower, kazanmak için binlerce dolar harcıyabiliyor. Ödüller verebiliyor kendisini takip edecek kişilere.
Bazı şanslı kişiler ise sadece şansları sayesinde twitter dan faydalanabiliyorlar. Örneğin bir arab ülkesinden bir zat ( hangisi olduğunu hatırlamıyorum sanırım libya’ydı), hapse düşüyor ve cep telefonunu kullanarak twitter a “tutuklandım diye mesaj atıyor. Sonuç takip edenler sayesinde çarçabuk kurtuluyor. Sonra da twitterına kurtuldum yazıyor
Ama tabii ki Türkiye de bu tip olaylarla karşılaşmamız zor ama yine de twitter kullanarak kendimize bazı kazançlar sağlayabiliriz, maddi anlamda olmasa da…
Sanırım biraz uzattım, Neyse nedir bana göre twitter’ın faydaları;
1. Pratik: Kesinlikle en önemli fayda Türk blogcuları için. Neden, Türk blogcu kopyala yapıştır yapmaya alışıktır ve eringeçtir ( kendimden biliyorum). amacı para kazanmaktır (genellikle) ve bunun kolay olmadığını anlaması biraz zaman alacaktır. İşte bu nokta da twitter imda da yetişebilir. Kişi yavaş yavaş ve kısa kısa yazarak kopyala yapıştırdan uzaklaşabilir.
Ayrıca bubeyin jimnastiği olarak da önemlidir. Önceleri dağınık halde bulunan düşünceler sonraları örgütlenerek ortaya güzel bir yazı çıkarabilir.
2. Dostluk arkadaşlık vs.. : Takip ettiği blogcuları arkadaşlarını ya da tanımadığı kişileri yakından takip ederek onları daha yakından tanıma fırsatı bulur. Bu arkadaşlık bağlarını kuvvetlendirmek ve yeni ilişkiler kurmak açısından önemli olsa da en büyük faydası kişinin kendini tanımasına faydası olmasıdır. Örneğin kişi kendi hayatında kısa kısa yaşadığı ufak tefek duyguların başkaları tarafından da yaşandığını anlar ve mutlu olur
3. Yazacak konu bulabilir: Kişi blogunda yazacak konu bulamadığı zaman başkalarının ne konuştuğuna bakarak gündemdeki konuları anlayabilir ve kendi düşüncelerini yazabilir.
4. Yardımlaşma : Blogcu karşılaştığı bir sorunu diğer wittercılara çabucak sorarak cevap bulabilir. Bu forumlardan ya da normal bloglardan çok daha etkili bir yoldur. Çünkü yazdığınız bir yazı direk onların, yani sizi takip edenlerin twitterında görünmekte. Bunun yabancı blogcular tarafından sık kullanılan bir özellik olduğunu da bizzat şahit olarak öğrendim. Adam bir yazı yazıyor sizce linux için en iyi blog araçları nelerdir diye, yüzlerce cevap geliyor. Adama da blogunda yazmak düşüyor
Beni twitter da takip etmeyi unutmayın : https://twitter.com/uyasar
Şimdilik bu konu bu kadar. Aklıma geldikçe yazarım ama size kendimle ilgili bir kaç sorum olacak;
1. Ben çok karışık mı yazıyorum?
2. Site trafiğim arttıkça alexa değeri düşüyor nedendir acaba?
3. Bu bir çelişki midir?
Üçüncüsü hariç yorumlarınızı yazarsanız sevinirim
Windows ta çalıştırrdığımız .exe uzantılı dosyaları ve oyunları ubuntu üzerinde çalıştırabiliyormuşuz. Üstelik hiç bir sanal makina kullanmadan. Bu wine denilen bir uygulama ile mümkün oluyor. İşte kurulum yolları:
1.Uç birim, komut satırına şunları yazarak wine’ı kuruyoruz.
Ubuntu Hardy (8.04): sudo wget http://wine.budgetdedicated.com/apt/sources.list.d/hardy.list -O /etc/apt/sources.list.d/winehq.list
Debian Etch (4.0): sudo wget http://wine.budgetdedicated.com/apt/sources.list.d/etch.list -O /etc/apt/sources.list.d/winehq.list
2. sudo apt-get update komutunu çalıştırarak wine ı güncelliyoruz.
3. Kod satırında wine 'exe dosyasının yolu' çalıştırarak uygulamayı başlatıyoruz.
Ve oyunlarınızı yüksek performansta oynamaya başlayın. Ubuntuya geçmemeniz için hiç bir bahaneniz kalmadı artık ![]()
kaynak: Wissam